5941 sayılı Çek Kanunu, 20.12.2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Belirtilen Yasa’nın yürürlüğe girmesiyle 1985 yılından itibaren yürürlükte bulunan 3167 sayılı Çek Yasası yürürlükten kalkmış bulunuyor.
Peki, 5941 sayılı Çek Kanunu hangi yeni düzenlemeler getiriyor? Aşağıda, Çek Kanunu ile ilgili bazı önemli düzenlemelere işaret etmek suretiyle konu hakkında bilgi sunmayı amaçlıyoruz.
Kayıt dışı ekonominin denetim altına alınmasına katkıda bulunulması amaçlanıyor.
Yasanın giriş maddesinde amaç ve kapsam açıklanırken, mevcut yasanın, çek defterlerinin içeriklerine, çek düzenlenmesine ve kullanımına, çek hamillerinin korunmalarına ve özellikle kayıt dışı ekonominin denetim altına alınması önlemlerine katkıda bulunmasının amaçlandığı ifade edilmektedir. Yasanın genel gerekçesinde karaparanın aklanmaması ve terörün finansmanında kullanılmamasının da dikkate alınarak düzenlemeler yapıldığı belirtilmektedir.
Bankalara önemli yükümlülükler getirildi.
Yasaya göre bankalar, çek hesabı açtırmak isteyenlerin yasaklı olup olmadığını araştırmak ve ayrıca ilgili kişilerin ekonomik ve sosyal durumunun belirlenmesinde gerekli basiret ve özeni göstermek zorunda olacaklar. Ayrıca bankalar, ilgili kişilerin adli sicil kayıtlarını, kimlik, yerleşim belgesi, vergi kimlik numarası ve tüzel kişilikse sicil kayıtlarını almak ve bu belgeleri hesabın kapandığı tarihten itibaren 10 yıl süre ile saklamakla yükümlük kılınmıştır.
Çek hesabı ilgilinin, yasal temsilcinin veya vekilin imzası olmadan açılamayacak.
Şirket temsilcilerinin yasaklı olmaları halinde, şirkete çek defteri verilmeyecek.
Yasaklı kişilere çek hesabı açılamayacak. Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunan gerçek kişinin, yönetim organında görev yaptığı, temsilcisi veya imza yetkilisi olduğu tüzel kişiye çek defteri verilmeyecek.
Hamiline çek düzenlenmesi zorlaştırıldı.
Tacir olan ve tacir olmayan kişilere verilecek çekler ile hamiline düzenlenecek çekler açıkça ayırt edilecek bir şekilde bastırılacak. Hamiline düzenlenecek çekler için sadece bu çeklere ilişkin işlemlerin kaydedildiği ayrı çek hesapları açılacak. Hamiline düzenlenecek çeklerde, hamiline çek defteri yapraklarının kullanılması gerekiyor. Çek yapraklarının üzerinde “hamiline” ibaresi matbu olarak yer alacak. Ekonominin kayıt altına alınması önlemleri çerçevesinde getirilen bu hüküm, çeklerin önemli ölçüde nama yazılmasına neden olacak. Bu kurala aykırı hareket çeki geçersiz hale getirmiyor. Çünkü çeklerin geçerlilik şartları Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiş durumda. Sadece bu kurala uymayanlar için cezai yaptırımlar söz konusu olacak.
Tüzel kişi adına çeki düzenleyen gerçek kişinin adı ve soyadı, düzenlenen çek üzerine yazılacak.
Karşılığı bulunan çek, ibraz eden hamilin varsa vergi kimlik numarası saptandıktan sonra ödenecek.
Bankaların asgari ödemekle sorumlu olduğu miktarlar yükseltildi.
Çekin hiç karşılığının bulunmaması halinde çekin miktarına bağlı olarak azami 600-TL’ye kadar bankaya ödeme sorumluluğu getirildi. Kısmi karşılığın bulunması halinde ise azami sorumluluk, kısmi karşılığa ilave olarak 600-TL’nin ödenmesi şeklinde olacak. Bu miktarlar her yıl Ocak ayında fiyat endekslerindeki yıllık değişimlere bağlı olarak artırılacak.
“Karşılıksızdır” şerhi aynı zamanda hamil tarafından da imzalanacak. İmzadan imtina halinde karşılıksızdır işlemi yapılmayacak.
Karşılıksız çekin fotokopisi ilgili bankada saklanacak.
Bankanın ödemekle yükümlü olduğu tutar dâhil kısmi ödeme halinde, çekin ön ve arka yüzünün onaylı fotokopisi ücretsiz olarak hamile verilecek.
Çekte kısmen vade uygulamasına geçiliyor.
Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihinden önce ibraz edilen çekin karşılığının bulunmaması halinde, bu çekle ilgili olarak hukuki takip yapılamayacak. İleri düzenleme tarihli çeklerle ilgili olarak hukuki takip yapılabilmesi için, çekin üzerindeki düzenleme tarihine göre yasal ibraz süresi içinde bankaya ibraz edilmesi ve karşılıksızdır işlemine tabi tutulması gerekiyor. Maddeye göre çekin süresinden önce bankaya ibrazı mümkün ve hesapta karşılık varsa tahsil edilebiliyor. Ancak karşılık yoksa erken ibraz edildiği için hukuki takip başlatılamıyor. Diğer taraftan yasanın geçici 1/5. maddesinde “31.12.2011 tarihine kadar, üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir.” ifadesiyle 2 yıl süre ile bu imkân da ortadan kaldırılmış görülüyor. 3167 sayılı Yasa’da 18.02.2009 tarihinde yapılan değişiklikle, 31.12.2009 tarihine kadar üzerinde yazılı keşide tarihinden önce çeklerin bankaya ibrazı geçersiz kılınmıştı. Yasanın gerekçesinde, belirtilen hükmün 2011 yılı sonuna kadar devam ettirilmesinden, ekonomik sıkıntılarla çeklerin zamanından önce tahsil için bankaya ibrazında yaşanan sıkıntı ve mağduriyetlerin önlenmesinin amaçlandığı ifade edilmektedir.
Bankalara bildirim yükümlülüğü getirildi.
Çek hesabı açtıranlar ile çekleri tahsil edenlerin bilgileri, bankalar tarafından Gelir İdaresi Başkanlığı’na düzenli olarak bildirilecek.
Tacir tüzel kişi veya onun faaliyetleriyle ilişkilendirilmek kaydıyla, tüzel kişinin gerçek kişi ortakları ve ilgilileri adına açılan çek hesapları da tüzel kişiye ait kabul edilecek.
Ayrıca bankalar, mevcut yasaya tespit ettiği aykırılıkları 7 gün içinde Cumhuriyet Savcılığı ile Gelir İadesi Başkanlığı’na bildirecekler.
Çek sahipleri ve bankalar açısından ağır cezai sorumluluklar getirildi.
Çekin yasal geçerlilik şartlarına göre ibrazı halinde karşılıksızdır işlemi yapılmasına neden olan kişi hakkında, hamilin şikâyetine bağlı olarak binbeşyüz güne kadar adli para cezası verilecek. Ayrıca çek hesabı sahipleri ve bankalara yüklenen çeşitli yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya aykırılıklar çeşitli adli para cezası ve hapis cezalarını gerektiriyor.
Yasaklı kişilere ilişkin bilgiler Merkez Bankası’na bildirilecek.
Karşılıksız çek bedeli temerrüt faiziyle birlikte ödendiğinde cezai sonuçlar ortadan kalkacak.
Takas sistemi, tüzel kişiliği haiz yeni bir kurumsal yapı tarafından işletilecek.
Bu konuda Merkez Bankası’na bağlı olarak çalışacak kurum, bilahare kurulacak. O zamana kadar mevcut takas odaları faaliyetlerine devam edecek.
Çekten dolayı mahkûmiyeti bulunanlara bir fırsat doğdu.
3167 sayılı yasaya göre haklarında soruşturma veya kovuşturma başlatılmış ya da kesinleşmiş bir hükümle mahkûm olan kişiler, 01.04.2010 tarihine kadar şikâyetçi ile anlaşarak haklarındaki soruşturmanın durdurulmasını ve mahkûmiyet varsa hükmün infazının durdurulması kararı alabilecekler. Bunun dışında ilgili kişilerin, şikâyetçi ile yapacağı bir anlaşma aranmaksızın savcılıklara veya mahkemeye verilecek dilekçeler ile borcu faiziyle birlikte iki yıl içinde ödeyeceğini taahhüt etmesi ve bu taahhütte birinci yıl taksitinin borcun 1/3’ünden az olmaması halinde de aynı hükümden yararlanılması söz konusu. Bu madde gereği işlem yapılması halinde şikâyet ve ceza zamanaşımı süreleri işlemeyecek.
3167 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren birçok defa değişikliğe uğradığı ve üç defa anayasaya aykırılık incelemesine tabi olduğu bilinmektedir. Çeklerle ilgili yeni düzenlemeler yapılarak ekonominin kayıt altına alınması ve mevzuatın Avrupa Birliği normlarına uygun hale getirilmesi uzun zamandır planlanan bir çalışmadır. Bankaların çek hesabı açarken ve çek defterleri bastırırken özensiz davrandıkları da yıllardan bu yana bir problem olarak dile getirilmektedir. Bu ve buna benzer düşüncelerle kabul edilerek yürürlüğe giren yeni çek yasasının ekonomik hayata yeni bir disiplin getirmek suretiyle ivme kazandıracağı ümit edilmektedir. Diğer yandan 2009’da olduğu gibi, 2011 sonuna kadar çeklerin üzerinde yazılı keşide tarihinden önce bankaya ibrazının geçersiz kılınması ve devamında da çekte kısmi vade uygulamasının hayata geçecek olması, piyasada teminat veya tahsilat yönünden yeni arayışları beraberinde getirecektir.